Anasayfa EDEBİYAT Onlar savaş, açlık ve ırkçılık karşıtı iyi çocuklardı

Onlar savaş, açlık ve ırkçılık karşıtı iyi çocuklardı

Yazar Harun Karaburç

Fatma Berber ve Sümeyra Teltik, efsanevi müzik grubu Pink Floyd’un müzikal yolcuğunu Pink Floyd – Kilidi Açamazsan Kır Kapıyı kitabında anlattı. Teltik, “Pink Floyd hala birlikte olmasa da dünyada savaş karşıtı, açlık karşıtı, ırkçılık karşıtı organizasyonlarda seslerini duyurmaya devam ediyor” diyor.

HARUN KARABURÇ – [email protected]

The Dark Side of the Moon ve The Wall gibi tüm zamanların en çok satan albümlerine imza atan efsanevi müzik grubu Pink Floyd’un müzikal serüvenini Fatma Berber ve Sümeyra Teltik, Pink Floyd: Kilidi Açamazsan Kır Kapıyı kitabında anlattı. Destek Yayınları tarafından okurla buluşan kitap, bütün dünyada herkesin diline pelesenk olmuş şarkılara imza atmış grubun kırılma noktalarını, inişlerini çıkışlarını, şarkı sözlerindeki felsefeyi kronolojik bir sırayla anlatıyor. Kitabın yayın yolculuğunu yazarları Fatma Berber ve Sümeyra Teltik ile konuştuk.

Klasik bir soruyla başlayalım. Pink Floyd: Kilidi Açamazsan Kır Kapıyı kitabı nasıl ortaya çıktı?

Fatma Berber: Destek Yayınları’ndan ilk kitabımız “Bir Pera Masalı “çıktıktan sonra yayınevinin editörü Özlem Esmergül biyografi serisinden bahsetti. Seriyi duyunca yazmak istediğimiz o ne kadar çok ismin olduğunu tahmin edemezsiniz. Uzun bir liste hazırladık. Özlem Hanım listeden üç isimle dönüş yaptı. Bu üç isimden biri Hermann Hesse idi. Üçü de bizim yazmak için teklif ettiğimiz isimlerdi ama nedense Pink Floyd bize oradan göz kırpıyordu. Sümeyra ile aynı anda Pink Floyd dedik. Uzun yıllar birlikte ortak projeler yapıyoruz ama ilk gençlik yıllarımızı birbirimizden habersiz ve farklı şehirlerde yaşadık; o an Pink Floyd’un ikimizin de ortak noktası olduğunu anladık. İlk gençlik itirazlarımızı Pink Floyd ile yapmışız. Daha sonra uzun yıllar müzik sektörünün içinde bulunduk. Hem grubun dinleyicisi, hem de müzik sektöründe çalışmış kişiler olarak bu yolculuğa çıkmak istedik. 

Sümeyra Teltik: Burada beni tetikleyen bir başka etken oğlumun Pink Floyd’u bilmiyor olmasıydı. Herkes gibi Another Brick in The Wall’a kulak aşinalığı vardı ama grubu tanımıyordu. Şimdi Pink Floyd’u o da öğrendi, ortak bir noktamız daha oldu. Belki bu kitapla Pink Floyd’u tanımayan yeni nesil gençlere de sevdiririz, böylece floydianlar bir nesil daha devam edebilir. Diyeceksiniz ki “Devam etmesi gereken çok grup var”. Evet haklısınız. Kitap yayınlandıktan sonra Sevin Okyay ile konuşurken şöyle söyledi: “Onlar iyi çocuklardı”. Evet, onlar iyi çocuklardı. Her ne kadar “alışılan sistemin dışında” yer aldıkları için isyankar, asi gibi görünseler de onlar iyi çocuklardı.

SESLERİNİ DUYURMAYA DEVAM EDİYORLAR

Bütün dünyada bir karşılık bulmuş, bugün bile hala çok dinlenen Pink Floyd biyografisi hazırlamanın zorlukları nelerdi?

F. B. :En önemlisi grubun dünyanın en önemli dönemlerine tanıklık etmesi ve pek çok dönemi kuşatmış olmasıydı. Albümler, birbirinden sarsıcı şarkı sözleri hangisini seçeceğiz hangisini yorumlayacağız süzgeçten geçirirken zorlandık. Çünkü biyografi formatı kısa bir formattı. Onca önemli albümü bir kitaba sığdırmak ve en vurucu şekilde anlatmak zordu diyebiliriz. Lakin bu yolculukta o kadar keyif aldık ki bittiğinde Syd’den, grup üyelerinden ayrılmanın hüznünü bile yaşadık. 

S. T. : Diğer yazılan kitaplardan farklı olması için kendi his ve düşüncelerimizi kattık. Bir örnek vereyim: Pink Floyd dinleyicileri hep bir kıyaslama yapmak zorunda hisseder kendini. Şimdilerde bu, “David Gilmour mu Roger Waters mı?” sorusuyla yapılıyor. Geçmişte “Syd Barrett mi Roger Waters mı?” sorusu üzerinden yapılmış. Fatma’nın yanında böyle söylemek olmaz, o tam bir Syd Barrett hayranı ama düşünsenize Pink Floyd yılların grubu, Syd ise sadece ilk dönemi onlarla olmuş. Ama bugün hala Syd Barrett konuşuluyor, grubun onu terk etmesi tartışılıyor. Mesela işin bu noktasında yorumum tüm grup üyelerinin vefası sayesinde Syd ismi hala konuşuluyor. Onun için parça yapıp her fırsatta anıyorlar. Syd’in yaratıcı zekâsını inkâr edecek değilim elbette ama yorumum bu. Çünkü grup üyeleri vefalıydı ve ismini hala konuşuyoruz. Yorumumuzu albümleri anlatırken de kullandık. Okuyucu katılır veya katılmaz, zaten müzik parçası dinleyen kişi kadar anlam taşır. Ama “Tam da benim hissettiğim gibi yazmışsınız” diyen çok okuyucu oldu.

Pink Floyd şarkılarının yazıldıkları dönemde karşı olduğu dayatmalar, kısıtlamalar bugün devam ediyor mu sizce? Bugünün dünyası için bu şarkılar bize ne söyleyebilir?

F. B. : Yaşadığımız dünya distopyaya evrilmeye başladı. Doğanın dengesizliği, soyut güçler, eşitsizlikler haksızlıklar daha başka bir düzlemde. Onların yaşadığı dönemden daha başka bir boyutta. O şarkılar, bugünün dünyası için de çok şey ifade ediyor. Çünkü müziğin sınır tanımazlığı, zamansızlığı evrenselliği geçerli burada. Ayın karanlığında kaybolmak, güneşin kalbine yolculuk bugünün insanı için de çok kıymetli sözler. Her şeyden önce sadece dünyayı, siyaseti anlamamızda değil kendi iç yolculuğumuzda da bir felsefe bir düşünceyi barındırıyor. 

S. T. : Sanki bugün için daha da anlamlı. The Dark Side of the Moon’daki Money’nin sözlerinde olduğu gibi: “Para derler ki anasıdır bütün kötülüklerin bugün, Ama sorarsan onlara şaşırtıcı gelmez sana, boş verdiklerinde paraya”. Bu ne kadar da tanıdık değil mi? Grup 1968’de kuruluyor. Syd’in gidişinden sonra Roger da ayrılıyor ve çeyrek asır sonra Pink Floyd’u ve Roger Waters’ı bir araya getiriyorlar. Live 8 konserlerinde Afrika’daki açlığa karşı dünya liderlerine seslenmek için. Konsere “Speak to Me” ile başlamışlardı. “Konuş benimle” diyorlardı. Onlar savaş sonrası çocuklarıydı ve hala birlikte olmasalar da dünyada savaş karşıtı, açlık karşıtı, ırkçılık karşıtı organizasyonlarda seslerini duyurmaya devam ediyorlar. Bana bugün için sözler daha anlamlı geliyor.

Syd Barret

Syd Barret Pink Floyd için kırılma noktası

Kurucu Syd Barret 1968’de gruptan ayrılıyor. Bir tarafta “Syd’den sonra eskisi gibi olmayacak” ve “Syd ayrıldıktan sonra Pink Floyd Pink Floyd oldu” diyenler olmuştu. Siz bu eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

F. B. : Her ikisi de kendi içinde doğru varsayımlar. Syd, grubun dehası beyni gruba, ismini veren adeta şiir gibi şarkı sözleri yazan çok güçlü ve üretken bir müzisyen. Grubun çıkışı onunla olsa da o ayrıldıktan sonra Roger’in müzikalitesi ve disiplini ile grup dünyanın en iyi müzik gruplarından biri oluyor. Syd’den önce ve sonrası hem kendi içinde hem de müzik açısından çok önemli bir kırılma noktası. 

S. T. : Syd’i yeterince taşıdıklarını düşünüyorum. Onun fotoğraflarına bakmakta zorlanıyorum, insanın içine işleyen bakışları, müziklerinde derin sözleri var tamam. Ama bazı insanlar bu dünyaya bir amaç için gelir. Örneğin bazı edebiyatçılar vardır. Onlarca eser verirler ama sadece bir eseri “muhteşem” dir. Bu dünya için görevi sadece odur. Belki Syd için de durum aynı idi. Son tahlilde kaybettirdiklerinin kazandırdıklarını geçtiğini düşünüyorum. Yoksa asla bırakmazlardı. Onlar iyi çocuklardı. Az öncede söyledim. Syd’in ismini her fırsatta anmaya ve yaşatmaya devam ettiler. O olmasaydı Pink Floyd şimdiki haliyle olmazdı. Günümüzde bir ürünü, firmayı, topluluğu, kişiyi değerli kılan hikâyesi. Syd Barrett zekâsıyla, sözleriyle ve hikâyesiyle Pink Floyd’a değer kattı.

Fatma Berber ve Sümeyra Teltik

Benzer yazılar

Yorum bırak

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Bu konuda iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. KABUL