Anasayfa Genel Hayatım bitmeyen bir Rock’n’roll turnesi

Hayatım bitmeyen bir Rock’n’roll turnesi

Yazar Harun Karaburç

Covid salgınına Latin Amerika turnesindeyken yakalanan ve konser için gittiği Uruguay’da aylarca mahsur kalan Ali Özkan, Black Sea Storm adını verdiği solo projesinin yeni teklisi Kesilme Topraktan’ı yayınladı.

HARUN KARABURÇ

Müzik kariyerine 90’lı yılların ortalarında İsviçreli indie rock grubu ‘Swoan’ın basçısı olarak başlayan Ali Özkan’ın Latin Amerika turnesi Covid salgını sebebiyle yarıda kalmıştı. Salgın başladığında Uruguay’da bulunan sanatçı Uruguay’ın başkenti Montevideo’da mahsur kaldı. Ancak bu zorunlu hal Özkan’ın müzikal üretimine engel olmadı. Özkan, Black Sea Storm adını verdiği solo projesi kapsamında ilhamını pandeminin yarattığı olağanüstü durumdan alan Kesilme Topraktan adlı parçayı kaydetmeyi ve dinleyenlerine ulaştırmayı başardı. Kesilme Topraktan’ın hikayesini kendisinden dinlediğimiz Özkan, hayatının bitmeyen bir Rock’n’roll turnesi olduğunu söylüyor.

Covid pandemisi siz turnedeyken başlıyor ve Latin Amerika turneniz yarıda kalıyor. Yaşadığınız ilk şoku anlatır mısınız?

Şok yaşamadım aslında. Sanki yerleşmiş hayat içinde yaşayan insanların birden benim seviyeme geldiklerini hissettim. Bunu günlük hayatın getirebileceği belirsizlikler ve macera dozu anlamında söylüyorum. Sınırlar kapandığında sadece bir an düşündüm; annem İsviçre’de, babam Türkiye’de, sevdiğim kadın Meksika’da, bas ve elektrik gitarlarım Arjantin’deler ve ben sadece üç gündür Uruguay’dayım diye. Turnenin suya düştüğünü hemen anladım. Ne yapıp edip müzikten kopmamalıydım. Her gün gitarımı alıp nehir kenarına gitmeye başladım ve sanki her gün bir konser varmışçasına tüm repertuvarı bir iki kere çalma rutinine girdim.

Kesilme Topraktan

Uruguay’da mahsur kalıyorsunuz bir süre. Bu sürede bir tekli kaydetmeyi nasıl başardınız?

Black Sea Storm projesi ile ben zaten ilk günden beri tüm kayıtları kendim yapıyorum. Buradaki ana sorun turnede olmamdı. Tüm ekipmanlarım yanımda değilerdi ama ses kartım (ses arayüzüm), miks monitörlerim, dizüstü bilgisayarım, mikrofonlarım ve akustik gitarım yanımdaydı. Montevideo’ya ayak bastıktan birkaç gün sonra birer birer birçok mağazayı kapatmaya başladılar. Sehir merkezindeydim ve cebimde o gün topu topu 25 dolara denk Uruguay pesosu kalmıştı. Kayıt yapabilmek için tek eksiğim bir mikrofon ayağıydı. Eğer uzun süre eve kapatılırsak son olarak ne almam gerektiği hakkında çabucak bir muhasebe yaptım kendi kafamda. O son 25 dolar ile bakliyat, pirinç, tuvalet kağıdı alacağıma gittim tüm parayı bir mikrofon ayağına yatırdım. Mikrofon ayağını satın aldıktan sonra üretime geçebilmek için hiçbir engel kalmamıştı önümde. Elektrik enstrümanlarım yanımda olmasalar da bu bir mazeret olamazdı. Elimdekilerlen maceraya devam etmem gerektiğini düşündüm. Kayıtları bir misafir evinde kiraladığım bir oda içerisinde gerçekleştirebildim. Kayıt yapmak için en büyük engel evin içerisinde sessiz zaman dilimleri bulmak oldu ama sonunda başarabildim.

‘Kesilme Topraktan’ bize ne anlatıyor? Hangi duygularla yazdınız bu şarkıyı?

Black Sea Storm ile şarkı yazma sürecini şöyle özetleyebilirim. Ben bilinçli bir şekilde şarkı filan yazmıyorum. Şarkılar kendilerini yazıyorlar. Ben sadece onların dünyada somutlaşmalarına vesile oluyorum. Bir anne nasıl çocuğunu yaratmıyor ama ona hayat veriyorsa ben de müzik ile ilişkimi biraz böyle görüyorum. O yüzden şarkı yazma süreci hiçbir zaman bilinçli bir fikir ile başlamıyor benim için. Çoğu zaman parçayı kayıt ederken parçanın neden ibaret olduğunu bilmiyorum. Kayıt sürecinin sonlarına doğru ben de bir dinleyici gibi parçayı anlamaya çalışıyorum. Süreçteki en son hamle şarkıya isim vermek oluyor. Bazı parçaların temaları bariz, bazıları birkaç anlamlı, bazıları da tamamen soyut olabiliyorlar. Kesilme Topraktan yoruma açık bir şarkı. Benim anladığım, insan olarak doğadan, topraktan kopma.

KONARGÖÇER HAYATA GEÇTİM

Black Sea Storm sizin solo müzik projeniz. Bu projeden biraz bahseder misiniz? Bu projeye nasıl başladınız? Nasıl gelişti?

Bu sorunun tam cevabını verebilmek için baya bir süredir Black Sea Storm’un hikayesini anlatan bir kitap yazmaktayım. 23. bülümü bitirdim kitabın. Pandemi günleri baya yardımcı oldu kitabı ilerletmemde. Black Sea Storm projesinin hikayesi en az üretilen müzik kadar değerli olduğunu düşünüyorum.

Orijin olarak bir bas gitaristim. 90’ların ortasında İsviçreli inde rock gurubu Swoan’da basçı olarak başladım kariyerime. 99’da Amerika Birleşik Devletleri’ne göçtüm ve 2002 Channing Cope adlı bir gurupta kurucu üye olarak bas çalmaya devam ettim. Aynı sene Black Sea Storm’a bir yan proje, müzikal laboratuvar olarak başladım. 2005 senesinde blackseastorm.com alan ismini satın aldım ve internet üzerinden parçalarımı yayınlamaya başladım. 2010’da Resmi bir şekilde dijital dağıtıma geçtim. 2011 senesine kadar hem Black Sea Storm hem de guruplarda bas çalmaya devam ettim. 2011’den beri sadece Black Sea Storm’a odaklanıyorum. Her yaşadığım yerde bir şekilde müzik üretmeyi başarabildim. 2017 senesinin Ocak ayında Latin Amerika’ya göçtüm. 2018 senesinde Latin Amerika’da konargöçer hayata geçtim ve 2019’da Black Sea Storm şarkılarını akustik gitara uyarlayarak bu proje ile ilk kez canlı konserler vermeye başladım. Bir anlamda artık hayatım bitmeyen bir Rock’n’roll turnesine dönüştü. Bugüne kadar Black Sea Storm adı altında Meksika, Peru, Arjantin ve Uruguay’da konserler verdim.

Sırf müzikal anlamda bu soruya cevap verecek olursam 2002’de Line 6 DL4 Stompbox pedalı ile başladım projeye. Bass katmanları ile döngüler gerçekleştiriyordum. O zamlar daha bilgisayar ile kayıt yapmasını bilmiyordum. Döngüleri bir dijital DVC kamera ile kayıt ediyordum ve ses pistini ayırıp mp3’ler oluşturuyordum. 2004 gibi bilgisayar ile ev kayıtlarına başladım ve kısa süre içersinde bilgisayarı evden Channing Cope’un prova stüdyosuna taşıdım. İlk albümler sırf bas davul ve vokalden oluşuyorlar. O zamanlar gitarım yoktu. 2006’da ikinci el bir banjo satın aldım, ardından 2008’de yine ikinci el bir akustik gitar aldım. 2009’da ise yeni bir işe başladım ve patronum bir gitar koleksiyoncusuydu. Bana çok yardımcı oldu. Birden kaliteli, “vintage” gitarlar, amfiler ve aksesuarlarla çalışma imkanı buldum. 2010 senesine kadar İngilizce söylüyordum. Bir gün İngilizce başladığım bir parça üzerine doğaçlama bir şekilde Türkçe söylemeye başladım. O günden beri sadece Türkçe söylüyorum. 2017’de Latin Amerika’ya geldiğimde sadece bas gitarım ve birkaç kablo getirmiştim. Gelmeden önce tüm kayıt ekipmanlarımı satmıştım. Müzik üretmeden sadece altı ay dayanabildim. Sonrasında bir ses kartı (ses arayüzü) ve elektrik gitar satın aldım ve Arjantin’de müzik üretimine başladım. Beş tane tekli çıkardım. Bunlardan ikinci kayıt ettiğim “Baharlarda” adlı şarkı, Spotify’da şu an en çok dinlenen Black Sea Storm parçası. Konargöçer hayata geçince Arjantin’de bir depo tuttum, ağır eşyalarımı oraya koyup yola çıktım. Turne esnasında bas ve elektrik gitarlarım depoda beni bekliyorlar. Her altı sekiz ay arası Buenos Aires’e gidip kayıtlar gerçekleştirmeye başladım. Bu pandemi olayı tam kayıt doneminden yeniden turneye geçtiğim bir zamanda gerçekleşti.

Pandemiden en çok etkilenen müzik piyasası oldu. Siz de birebir yaşadınız. Bundan sonrası için öngörüleriniz var mı?

Her türlü canlı müzik varolmanın bir yolunu bulacaktır. Benim temennim eskisi gibi ya da eskiye yakın bir şekilde bir geri dönüşün olması. Orta uzun vadede eğer bu gerçekleşmezse sanal ortamlarda canlı müzik gelişecek. Sanal alemde canlı müzik yapılmasına karşı değilim ama tek konser verebilme imkanı sanal olursa bu çok üzücü bir durum olur benim gözümde. O yüzden kesilmeyelim topraktan, kesilmeyelim sahneden, kesilmeyelim insanlardan.

GEREKİRSE İNSANLARIN EVLERİNE GİDİP ÇALACAĞIM

Kesilme Topraktan’ın arkasından bir albüm çalışmanız olacak mı? Gelecek projeleriniz neler?

Evet, 25 Eylül Cuma günü yeni bir akustik tekli çıkıyor. Parçanın adı “Geçti Yar”. Tüm ana dijital platformlarda dinlemek mümkün olacak parçayı. Şu sıralar akustik repertuvar kapsamında geliştirdiğim parçaları kayıt etmek ile meşgulüm. Daha önce de söylediğim gibi canlı çalabilmek için elektrik versiyonları akustik gitara uyarladım. Şimdi neredeyse iki senedir bu parçaları hemen hemen her gün akustik formatlarında canlı çalıyorum. Çala çala bu akustik versiyonlarda belirli bir erginliğe ulaştılar ve akustik formatta kendi kimliklerini yarattılar diye düşünüyorum. Parçaların bu hallerini de kaydetmeye başladım. Benim için çok zor bir egzersiz, çünkü Black Sea Storm, başladığım günden beri bilmediğim müzikal diyarlara bir yolculuk oldu benim için. Ne ile karşılaşacağımı bilmemek en büyük motivasyon kaynağım. Bildiğim bir şarkıyı kayıt etmek çok sıkıcı olabiliyor benim açımdan. Bakalım becerebilecek miyim bunu? “Geçti Yar” parçası yeni bir akustik parça. Mevcut bir parçanın akustik versiyonunu kaydederken canım sıkıldı ve birden bu yeni parça çıkıverdi ortaya.

Gelecek planlarına gelince yeni teklinin çıkacağı aynı gün için bir uçak biletim var. Uruguay’dan Panama’ya oradan da Meksika’ya. Bakalım uçuşlar iptal olmazsa Uruguay’dan çıkabileceğim gibi gözüküyor. Ben ne yapıp edip bu maceraya devam etmek istiyorum. Kaldığım evdeki tüm yabancılar bir süre sonra, zor da olsa ülkelerine geri döndüler. Ben ise projeme sadık kalma adına burada kaldım. Pandemi süresinde her olumsuzluğa rağmen iki konser vermeyi başardım Uruguay’da. Şimdi bunu Meksika’da, tanıdığım bir ülkede gerçekleştirmek istiyorum. Gerekirse insanların evlerine gidip çalacağım.

Latin Amerika’da çalmanın dışında Black Sea Storm ile en büyük hayallerimden biri Türkiye turnesi ve Türklerin çoğunlukta yaşadıkları yerlerde çalabilmek. Bugüne kadar şarkı sözlerimi anlayan insanlar önünde hiç çalma imkanım olmadı. Bunu gerçekleştirebilmeyi çok istiyorum.

Benzer yazılar

Yorum bırak

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Bu konuda iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. KABUL