Anasayfa EDEBİYAT Dönemin ruhunu anlamak için okunmalı

Dönemin ruhunu anlamak için okunmalı

Yazar Seray Şahinler

Seray ŞAHİNLER DEMİR / [email protected]

Türk edebiyatının mihenk taşlarından olan birçok yazarın eserleri bugün yeniden yayımlanıyor. Yeni keşifler, döneminde tek baskı yapan fakat bugün tekrar okuruyla buluşmayı bekleyen kitaplar yayınevlerinin gayretiyle bir bir sandıklar çıkıyor. Geçtiğimiz haftalarda  Mehmet Rauf’un birçoğu ilk defa yeni harflere aktarılan öykülerinin ilk iki cildi “Âşıkane” ve “İhtizar” Can Yayınları tarafından yayımlanmıştı. (Öyküleri yayıma hazırlayan Seval Şahin ile söyleşimizi buradan okuyabilirsiniz.) Bu kez Yusuf Ziya Ortaç’ı yeniden okuma vakti…

Türk Edebiyatı’na “Hecenin Beş Şairi”nden biri olarak adını yazdıran ve romandan anıya pek çok türde eser veren Yusuf Ziya Ortaç’ın dört önemli kitabı, yazarın ölümünden tam 53 yıl sonra ilk kez yeniden basıldı. İnkılâp Kitabevi, Ortaç’ın Kürkçü Dükkânı, Göç, Üç Katlı Ev ve Bizim Yokuş’u günümüz Türkçesi ve yeni kapak tasarımlarıyla yeniden okurlarla buluşturdu.

1895 yılında Osmanlı döneminde doğan, 1967 yılında iki dünya savaşına, kıtlığa, ekonomik ve sosyolojik çalkantılara tanık olmuş bir yazar olarak Yusuf Ziya Ortaç’ı bugün yeniden okumanın önemli olduğu görüşündeyim. Zira yayımlanan Kürkçü DükkânıGöçÜç Katlı Ev ve Bizim Yokuş adlı kitaplar, gerçekçi anlatımlarıyla adeta bir dönem resmi çiziyor. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarına, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarına ve çok partili döneme tanıklık eden yazar, eserlerinde toplumsal hayata modernleşme sancılarına, siyasi çatışmalara ve edebi tartışmalara ayna tutuyor. Kitapların editörü Mehmet Bozkurt ile Yusuf Ziya Ortaç’ı konuştuk…

-Yusuf Ziya Ortaç’ın eserlerini ölümünden yarım asır geçtikten sonra yeniden yayımlama fikri nasıl doğdu?

İnkılâp 93 yıllık mazisiyle Türkiye’nin en köklü yayınevi. Bu köklü mazi Türkiye’nin edebiyat tarihinde izleri olan isimleri bize, bizi onları yakın kılıyor. Böyle olunca, edebiyatımızda izleri olan, yeni ufaklar açmış, ömrünü yazıya hasretmiş şahsiyetler, eserler yayın kurulu toplantılarımızın ana gündem maddesi. Bu arayış, ilgi en nihayetinde bizi onlarla buluşturuyor. Yusuf Ziya Ortaç’ın en bilinen kitaplarından birisi de Cağaloğlu’nu anlattığı “Bizim Yokuş” kitabı. Eğer edebiyat bir yolculuk ise bu yolculukta Cağaloğlu’nda durağı olan bir yayıneviyiz. Zamanında bu edebiyat durağının çok değerli misafirleri olmuş, halen oluyor. Edebiyat yolculukları çok güzel dostluklara vesile oluyor. 

-Yusuf Ziya Ortaç, aslında bir geçiş döneminin yazarı. Yayımlanan bu kitaplarda kadın erkek ilişkilerine, kuşak çatışmalarına, dönemin siyasal atmosferine atıflar görüyoruz. Aslında o dönemdeki bir çok yazar eserlerine konu ediyor bu temaları. Yusuf Ziya Ortaç bu bağlamda bir yazar olarak neler kaleme almış? 

Yusuf Ziya Ortaç çok yönlü bir edebi şahsiyet. Ortaç imparatorluğun son günlerini, Cumhuriyetin ilk yıllarını ve çok partililiğe geçen Türkiye’yi yaşayan biri. Bu dönemin insanları adeta feleğin çemberinden geçmişler. Şiirleri, anı, mizah yazıları ve portreleri kadar romanları ön planda olmasa da dönemin ruhunu anlamak için okunmalıdır. Sınıf farklılıkları ve bunun üzerine gelişen olaylar romanlarının temel kurgusunu oluşturuyor. Aynı zamanda o dönemin çelişkileri, siyasal ve kültürel değişimlerin izdüşümlerini Ortaç’ın romanlarında görüyoruz. Dönemin siyasal atmosferini, bu sürecin insan hayatına etkilerini merak edenler açısından Üç Katlı Ev mutlaka okunmalıdır.

ZENGİNLEŞME VE AHLAKİ BOZULMA ROMANLARINDA ÖN PLANDA

-Daha çok şair yönünü biliyoruz. Bir roman yazarı olarak dil ve içerik bağlamında nasıl bir Yusuf Ziya Ortaç çıkıyor karşımıza? 

Yusuf Ziya yazım hayatına şiirle başlıyor. Ziya Gökalp’le teması onu şiir yazımında çok daha ilerilere götürüyor. Beş Hececiler diye bildiğimiz akıma öncülük ediyor. Bu şairlerimiz, “Milli Edebiyat” akımının etkisinde eser üretiyorlar. İslamiyetin yaygınlaşmasıyla benimsenen Arap edebiyatının ürünü olan aruz ölçüsünü terk edip Türkçeye uygun olan hece ölçüsünü kullanmaya başlıyorlar. Bu süreçte halkı, Anadolu’yu, vatan sevgisini şiirlerinde işliyorlar. Bu isimler sadece şiirde değil, tiyatro, roman, gezi türlerinde de eser üretiyorlar.

Ortaç’ın romanların da ise ağırlıklı konu; zenginleşme. Bu zenginleşmeyle birlikte başlayan ahlaki bozulmayı her romanında işlediğini görüyoruz. Ortaç’ın romanları genellikle tek bir olay etrafında gelişiyor. Eserlerinde vak’a zamanı kronolojik ilerliyor. Romanlar bu yönüyle kolay okunabilirken kullanılan dil şiirlerinde olduğu gibi dönemin Türkçesini yalın olarak yansıtmaktadır.

BUGÜNÜN EDEBİYATÇILARININ ESİN KAYNAĞI

-Kendi dönemindeki bir çok isim gibi Yusuf Ziya Ortaç da çok yönlü bir yazar. Fakat bu kitapları bugüne yeni ulaşıyor. Sizler gibi yayınevlerinin ya da bireysel araştırmaların çalışması olmayınca pek keşfedemiyoruz bu kitapları. Neden saklı kalıyor bu hazineler? 

İnkılâp, Reşat Nuri Güntekin, Refik Halid Karay gibi Türk edebiyatının hazinelerini yayımlamayı görev bilmektedir. Ayrıca çok yakın zamanda Halid Ziya Uşaklıgil ve Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın eserlerini yayımladık. Bu yazarlarımızın kült eserlerinin İnkılâp Kitabevi’nden çıkan baskılarının özelliği şu; ilk baskılarını esas alıp sadeleştirdik. Sadece romancılarımızın değil yaptıkları çalışmalarla edebiyatımızın, dilimizin zenginleşmesini, metodolojiye kavuşmasını sağlayan Kenan Akyüz, Cevdet Kudret ve Ömer Asım Aksoy’un kitaplarını yayımlamak bizim en temel görevimiz. Çünkü onlar bugünün edebiyatçılarının esin kaynakları. Bugünün kıymetli edebiyatçılarının varlığı sağlam köklere dayanır. Biz bugünün edebiyatçılarının kitaplarını yayımlarken aynı zamanda köklere su vermeyi görev biliyoruz.

-Bu soruya ek olarak Yusuf Ziya Ortaç’ın eserlerinin yeniden yayımlanması neden önemli? 

Coğrafyamız kıymetli edebiyatçılar yetiştirmiş, hiçbirinin unutulup gitmemesi gerekiyor. Ortaç ölümünden sonra eserleri basılmamış bir yazar. Genç nesillere bunları sunup edebiyatımızın zenginliklerinden faydalanmalarını sağlamalıyız. Yusuf Ziya Ortaç kitaplarının yayımlanması bu yüzden önemli.   

ÖNEMLİ OLAN EKOL DEĞİL TAKİPÇİ

-“Bizim Yokuş” kitabında aslında döneminin bir kültür sanat güncesi. Pek çok önemli edebiyatçıyı okuyoruz. Yusuf Ziya Ortaç’ın kaleminden edebiyat ortamına bakınca nasıl zenginlik çıkıyor karşımıza? 

Maalesef edebiyatçıları bir arada tutan, okurlarla buluşturan mekanlar, sokaklar neredeyse yok. Yazarlar ekol oluşturmayı, çırak yetiştirmeyi bıraktı. Şimdi önemli olan “takipçi”ler. Bir yazarla okurunun arasına telefon kamerası girmeden yaşanacak diyalog ortamı pek kalmadı. Bizim Yokuş’a bakınca filtresiz bir zenginlik çıkıyor karşımıza…

-Yusuf Ziya Ortaç bugüne, bugünün okuruna ne söyler? 

Şiir, oyun, roman, anı, biyografi türünde eserler vermiş, Türkiye’nin en uzun soluklu mizah dergisini çıkarmış bu dergide dönemin en ünlü yazarlarının yazılarını yayımlamış, kendi yayınevini kurmuş biri olarak, “Kağıt pahalı ama siz yine de kağıda yatırım yapın; yazın, çizin, basın ve okuyun” der muhtemelen.

Benzer yazılar

Yorum bırak

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Bu konuda iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. KABUL